Ceza Muhakemesinde Kanun Yollarına Başvurma Hakkı
- IŞIK KAYA HUKUK BÜROSU
- 14 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı yeni düzenlemesi, 260 ile 266. maddeler arasında kanun yollarına başvurma hakkına ilişkin kapsamlı hükümler getirmiştir. Bu bölümde, CMK’nın getirdiği yenilikler ve uygulamada ortaya çıkan değişiklikler ele alınacaktır.
Ceza muhakemesinde kanun yolları olağan ve olağanüstü olmak üzere iki grupta toplanır.İtiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yollarını; kanun yararına bozma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı ve yargılamanın yenilenmesi ise olağanüstü kanun yollarını oluşturur.
Bir hâkim veya mahkeme kararında hukuki bir hatanın, eksikliğin ya da yanlış değerlendirmenin bulunduğunu düşünen herkes, CMK’nın kendisine tanıdığı çerçevede bu karara karşı kanun yoluna başvurabilir.
Kanun yoluna başvurma hakkı aynı zamanda uluslararası düzeyde de güvence altına alınmıştır. AİHS’in 7 No’lu Protokolü, mahkûmiyet kararlarının daha üst bir yargı merciinde incelenmesini temel bir insan hakkı olarak tanımlar; bu hakkın kullanılma usulünün ulusal hukuk tarafından düzenleneceğini belirtir. Protokol yalnızca üç durumda kanun yoluna gidilemeyeceğini düzenler:
Suçun niteliği çok hafifse,
Sanık ilk derece yargılamasında zaten en yüksek mahkemede yargılanmışsa,
Karar, beraatin temyizi sonucunda verilmişse.
CMK’nın 260. maddesi, kimlerin hangi koşullarda kanun yoluna başvurabileceğini ayrıntılı şekilde belirlemiştir. Buna göre kanun yoluna başvuru hakkı; Cumhuriyet savcısına, şüpheliye, sanığa, katılana, katılma istemi reddedilenlere, suçtan zarar görme ihtimali bulunanlara, müdafi ve vekillere, sanığın kanuni temsilcisine ve eşine tanınmıştır.
1. Cumhuriyet Savcısının Başvuru Hakkı
Cumhuriyet savcısı, hem sanık aleyhine hem de sanık lehine kanun yoluna başvurabilir. CMK m.260/3, savcının sanık lehine de gerekli gördüğü takdirde temyiz veya diğer kanun yollarına gidebileceğini açıkça düzenlemiştir. Örneğin bir hükümler beraat verilmesi gerekirken mahkûmiyetle sonuçlanmışsa, savcı sanığın lehine kararın bozulmasını talep edebilir.Hükmün infaz aşamasında dahi savcı, sanık temyiz etmemiş olsa bile dosyayı Yargıtay’a gönderebilir. Savcıya tanınan süreler sanığın sürelerinden farklılık gösterebilir.
2. Şüphelinin Başvuru Hakkı
Şüpheli sıfatı yalnızca soruşturma evresinde geçerli olduğundan, bu aşamada kanun yoluna başvuru yalnızca koruma tedbirlerine ilişkin kararlarla sınırlıdır.Önemli bir tartışma, kovuşturmaya yer olmadığı kararının gerekçesine karşı şüphelinin başvuru yapıp yapamayacağıdır. Mevzuatta açık bir yasak bulunmadığı için, yanlış bir gerekçenin şüpheli üzerinde hukuki sonuç doğurabileceği durumlarda itiraz hakkının tanınması gerektiği kabul edilmelidir.
3. Sanığın Başvuru Hakkı
Sanık, yargılama sürecindeki ara kararlara itiraz edebileceği gibi hüküm sonrasında da temyiz yoluna başvurabilir.Sanığın beraat kararını temyiz etmesi mümkün değildir; ancak gerekçenin hukuka aykırı olduğunu düşünmesi halinde gerekçeyi temyiz edebileceği yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Buna karşılık öğretide bazı yazarlar, beraat gerekçesinin temyiz edilemeyeceğini savunmaktadır.
4. Katılan ve Katılma Talebinde Bulunanların Başvuru Hakkı
Suçtan doğrudan zarar gören gerçek veya tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, hüküm verilinceye kadar davaya katılabilir (CMK m.237).Katılma için temel ölçüt, suçun mağdurun hukuki yararını doğrudan ve kişisel olarak ihlal etmiş olmasıdır. Dolaylı zararlar katılma için yeterli değildir.
CMK m.260 ile birlikte, katılma istemi reddedilenlerin ve talebi hakkında karar verilmeyenlerin de kanun yoluna başvurma hakkı tanınmıştır. Bu, eski CMUK dönemine göre önemli bir yeniliktir.
5. Katılan Sıfatını Alabilecek Durumda Olanların Başvuru Hakkı
Kanun koyucu, suçtan zarar görme ihtimali bulunanların da başvuru hakkının olduğunu ayrıca ifade etmiş; böylece ilk derece mahkemelerinin olası hatalı değerlendirmelerinin kanun yolu incelemesinden kaçırılmasını önlemek istemiştir.
6. Müdafi ve Vekilin Başvuru Hakkı
CMK m.261’e göre avukat, temsil ettiği kişinin açık iradesine aykırı olmamak kaydıyla kanun yoluna müracaat edebilir.Sanığın aleyhine temyiz hakkı avukata tanınmamıştır.Bu hakkın kullanılabilmesi için mutlaka vekâletname sunulması gerekmez.
7. Kanuni Temsilci ve Eşin Başvuru Hakkı
CMK m.262, şüpheli veya sanığın kanuni temsilcisine ve eşine bağımsız bir başvuru hakkı tanımaktadır.
8. Tutukluların Başvuru Usulü
Tutuklu, talebini doğrudan zabıt kâtibine beyan ederek veya infaz kurumu müdürlüğüne dilekçe vererek süreyi başlatabilir. Dilekçenin kuruma teslim edildiği an, süre açısından esas alınır.
9. Üçüncü Şahısların Başvuru Hakkı
Taraf olmayan ancak karar nedeniyle doğrudan etkilenen üçüncü kişilerin (örneğin mala el konulan kişi, zorla getirilen tanık, bilirkişi) kanun yoluna başvurabilmesi gerektiği öğretide savunulmakla birlikte, CMK’da bu konuda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
10. Reformatio in Peius Yasağı
CMK m.265 uyarınca, savcı yalnızca sanık lehine kanun yoluna gittiğinde yeni hüküm sanık aleyhine ağırlaştırılamaz.Bu ilke, sanık aleyhine kötüleşmenin yasaklanması (reformatio in peius) olarak bilinir.Örneğin, suç niteliği değişse bile yeniden verilen ceza ilk hükümden yüksek olamaz.
11. Kanun Yolunda Yanılma
CMK m.264, yanlış kanun yolu gösterilmesinin başvuran bakımından hak kaybına yol açmayacağını ve dilekçenin görevli mercie gönderilmesi gerektiğini düzenler.Yargıtay’ın bazı kararlarında bunun aksi yönde uygulamalar görülmüşse de, bu yorum CMK m.264’e aykırıdır.
12. Kanun Yolundan Feragat
Kanun yoluna başvurulduktan sonra, karar verilinceye kadar bu başvurudan vazgeçilmesi mümkündür ve hüküm doğurur.
13. Sonuç
Ceza yargılamasında kanun yoluna başvurma hakkı, hem Anayasa’nın hak arama özgürlüğünün hem de AİHS’in adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.5271 sayılı CMK, kimlerin kanun yoluna başvurabileceğini önceki düzenlemeye göre çok daha geniş bir çerçevede belirlemiş ve hak arama özgürlüğünü güçlendirmiştir. Hâkim ve mahkeme kararlarının üst yargı mercileri tarafından denetlenmesi, adaletin gerçekleşmesi ve hatalı kararların düzeltilmesi bakımından zorunlu bir güvencedir.

Yorumlar